Gesi Bağları Yazdır E-posta
site - Türkülerimiz ve Hikayeleri

Burhanettin
Akbaş

   GESİ BAĞLARI ÖYKÜSÜ

       Bu Türkü Kayseri'nin yerli marşı gibidir.  

Ama özellikle Geside yedisinden yetmişine herkesin ama herkesin bilmesi gereken
ve büyük çoğunluğununda bildiği, neşede de, hüzünde de dillerden düşmeyen,
o söylenmeden düğünler'in olmadığı  bir türküdür GESİ BAĞLARI.


Öyküsü hakkında farklı anlatımlar olmasına rağmen şimdi anlatacağımız öykü
akla ve türkünün tema'sına en uygun olanıdır.
Türküde işlenen tema Gurbet, Hasret ve Anne sevgisi üzerinedir.
Türküde uzak bir yerden Gesiye gelin gelen kızın Annesine karşı duyduğu hasret dile gelir

     Haberleşmenin ve ulaşımın çok güç olduğu devirlerde evlenip Gesiye giden gelin
uzun bir müddet Annesinden haber alamaz,
e koca evi bu, zaten ulaşım da kısıtlı, ki kalksın Annesine gitsin kimselerede soramaz,
neticede Anne hasreti ile kavrulup durur.
Üstelik kocası da çalışmaya gurbete gitmiştir,
kocasının ailesinin de kötü davranması karşısında iyice bunalan gelin duygularını dizelere vurmuştur.

      Gesi Bağlarında üç ırgat işler
      Anamdanmı gelir şu uçan kuşlar
      Analar doğurur ele bağışlar
      Atma anam beni dağlar ardına
      Kimseler yanmasın anam yansın derdime

     Bu dizelerdeki ince, sade, içli ve duygulu sözler sıradan Anadolu insanımızın
değme şairlere taş çıkartacak özelliğini de ortaya koymaktadır.

      Gesi Bağlarının gülleri mavi
      Ayrıldım anamdan gülmeyim gayri
      Alımı yeşilimi giymeyim gayri
      Yas tutsun ellerim kına yakmayım
      Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim

    

 Yine türküde Annesinin bir tek selamına güvenen veya kendisini hatırlamasını isteyen gelin
anne sevgisini ve hasreti şöyle anlatır:

      Şu görünen bahçem'ola bağ'mola
      Şu dağın ardında anam var'mola
      Oturur da beni anar'mola
      Gel otur yanıma başımın tacı
      Ayrılık günleri ölümden acı

                ***
      Şu dereden akan bulanık seller
      Derdim içerim de ne bilsin eller
      Oturup ağlasam divane derler
      Örtün pencereyi esmesin yeller
      Bu gün efkarlıyım bilmesin eller

    

 Bu arada gelin gurbete çalışmaya giden kocasına  serzenişini  ve ona olan ihtiyacını şöyle dile getirir:

      Gesi bağlarına indi bir firenk
      Ah çeker ağlarım anam dayanmaz yürek
      Gönderin yarimi o bana gerek
      Gel otur yanıma çektiğim yeter
      Ayrılık hasreti ölümden beter
                ***

      Gesi bağlarında kaynar kum idim
      Fener gibi yanan anam mum idim
      Evel Allah yarim sensin benim ümidim
      Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
      Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

 

       Babasız olarak gelin oluşu, kardeşlerinin ekmeğini yiyerek yetişmesi,
koca evinde başa kakılınca duygulanan gelin alın yazısı hakkında serzenişlerini şöyle dile getirir:

      Gesi bağlarında tokaştım taşa
      Gardaş ekmeğini kakarlar başa
      Yetirip çalıştım emeğim boşa
      Ne deyim de ağlayım alın yazısı
      Kader böyle imiş onmaz bazısı

      İşte bu içten ezgileri dinleyipte duygulanmamak mümkünmü.
Geçmişte özellikle merhum Ahmet Gazi AYHAN'ın yorumu ile başlayan
ve çeşitli sanatçılarla birlikte günümüze kadar gelen bu türkü
halen değerini koruyarak zevkle dinlenmektedir.
Ayrıca türkünün temasının hasret ve gurbet duygusu değilde iki sevgili hasreti gibi gösterilen 
ve uydurularak türküye atfedilmiş yüzlerce deyiş halen halk arasında söylenmektedir.

Gesi Bağları dinle

 

BARIŞ MANÇO VE GESİ BAĞLARI

Gesi Bağları türküsünü Türkiye’ye duyuran büyük saz üstadı Ahmet Gazi Ayhan olmuştu.
Eşi Yıldız Ayhan da bu türküyü TRT’de en iyi seslendiren sanatçıların başında geliyordu.
Lakin genç kuşaklara bu türküyü modern çalgılarla düzenleyerek seslendiren Barış Manço sevdirmişti. 

İskender Pala, Barış Manço ile Gesi Bağları türküsünün beraber anılışını bir yazısında şöyle belirliyor:
                                                                                                                                                                                                                                   
İskender Pala 4 Subat 1999, Persembe Zaman Gazetesi
....
Giydiği kaftanlar, parmaklarını dolduran yüzükler hep bir amaç için vardı.
Batı enstrümanlarını kullanarak doğunun en gizemli şarkılarını besteledi.
"Bir ben var ki benim içimde, benden öte benden ziyade" derken Yunuslayın konuşuyor;
"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi" derken,
kılıca olduğu kadar söze de hükmeden Muhteşem Süleyman'ın görkemiyle haykırıyordu.
Hele “Gesi Bağları'nda bir top gülüm var" derken tam bir Türkmen kocası idi.
......
Şair Mustafa Dermanlı ise Barış Manço’nun ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdiği şiirinde
Barış Manço’ya “Gesi Bağlarından üç top gül” getireceğini ifade ediyor.

BARIŞ’A
.
Yağmur yağıyordu sessizce
Bugün sessizdim,gülemiyordum
Cama vuruyordu damlalar ince ince
Niye o kötü olay bugün olmuştu
Soruyordum kendime.
.
Şubatın biriydi
Soğukta,ağlıyordu gökyüzü
Ölmüştü o
O çok sevdiğim,sevdiğimiz kişi ölmüştü.
.
Radyoda çalan müzikler
O'nu hatırlatıyordu
Ama inan Çelebi seni hep özleyeceğiz
"işte biz o gün tükeneceğiz."
.
Görüşeceğiz cenette seninle,eğer gelebilirsem
”Gesi Bağları'ndan üç top gül getireceğim" sana
"Dağlar dağlar" diyeceğiz dostlarla sen yokken
Ve;
Sevgilimi ilk gördüğümde O'na "GÜLPEMBEM" diyeceğim seni anmak için...
Mustafa Dermanlı

2 Şubat 1999 tarihinde yitirdiğimiz büyük sanatçı Barış Manço’nun cenazesinde
tabutunun üzerine Gesi’den getirilen toprak konmuştu.
Bu olay Hürriyet Gazetesi’nin haberlerine de yansıdı. Gazetenin haberi şöyle:
4 Şubat 1999 Hürriyet Gazetesi
“...Binlerce kişi, kadın erkek karışık olarak Manço'nun cenaze namazını sokaklarda kıldı.
Kalabalık nedeniyle saf tutulmasının zaman alması yüzünden namaza geç başlandı.
Manço'nun tabutunun başına üzerinde  Cumhurbaşkanlığı Forsu'nun yer aldığı çelenk konuldu.
Kayseri'nin Gesi Beldesi'nden getirilen toprak da bir torbayla sanatçının tabutunun üzerine  konuldu.
Cenaze mezarlığa götürülürken, binlerce kişi tekbir getirdi, Manço'nun şarkılarını söyledi.”
        
Bu türküyü Kayseri’den göç eden gayrimüslimler de çok seviyor
2000 yılının Ağustos ayında Ağırnas Kasabasına festival dolayısıyla gelen
ve 1925 yılında Ağırnas’tan Yunanistan’a giden Rumlar,
Neslihan Parkında enteresan bir jest yaparak “Gesi Bağları” türküsünü söylediler.
Gelen topluluk içerisinde yer alan 93 yaşındaki Stavros Farasapulos,
Ağırnas’ta geçen çocukluk yıllarını anlatırken müzik zevklerinin ortak olduğunu belirtiyor
ve yörede Müslüman ve gayrimüslimlerin hepsinin bu türküyü bildiklerini ve söylediklerini,
ayrıca türkünün 120 dörtlük civarında uzun bir türkü olduğunu ifade ediyordu.
Dernek Başkanı Vasili Mavridis ise, bugün Yunanistan’ın Gümülcine şehrinde oturduklarını
ve Kayseri’yi unutmamak için bu türküyü sürekli söylediklerini anlatıyor bizlere.
Ağırnas Belediye Başkanı Mehmet Osmanbaşoğlu’nu Gümülcine’nin Arkides köyünde karşılayan
Ağırnas Rumları da başkana “Gesi Bağları”nı söyleyerek dostluklarını göstermişler.
Prof.Dr. Orhan Okay da 06.05.2001 tarihinde Zaman Gazetesinde yazdığı
“Kırk yıl önceki Paris'te eski vatandaşlarımız”
isimli yazıda Paris’te karşılaştığı bir Kayserili gayrimüslimin udundan
“Gesi Bağları” türküsünü dinlediğini anlatıyor:

Kırk yıl önceki Paris'te eski vatandaşlarımız

“...........
Başka bir arkadaşımızın, daha sonra Hacettepe’de tarih profesörü olan
Abdurrahman Çaycı’nın ev sahibi ise Tabibyan Efendi idi.
Galiba tanıdığımız Ermenilerin en yaşlısı idi, o yıllarda yetmişin üzerindeydi.
Kayserili olan Tabibyan Efendi Belville bulvarında bir evde oturuyor
ve o civardaki dükkânında saat tamirciliği yapıyordu.
Ama asıl önemli tarafı ut çalmasıydı. O Türkiye’nin ve doğduğu Kayseri’nin bütün nostaljisini yaşıyordu.
Evinde o yaşına rağmen pratik yiyecekler değil, kendi imal ettiği pastırmayı,
hatta baklava gibi hazırlanması güç tatlıları,
içkiye meraklı olduğu için de Fransız şaraplarını değil, bu tip insanların çoğunda olduğu gibi
Türk rakısını ve mezelerini tercih ediyordu.
Ut repertuarında son yüzyılın pek çok piyasa şarkıları vardı.
Başta “Gesi Bağları" olmak üzere Kayseri türkülerini de artık kısılmış olan sesiyle söylüyor ve çalıyordu.
Küçük bir not defterinde kendi el yazısıyla bir yığın şarkı yazılıydı. Tabii hepsi eski harflerle.
Türkiye’ye gelip gidenlerden de hep Türkçe plak istiyordu.”

 

 

GESİ BAĞLARI


I
Gesi Bağları’ndan gelsin geçilsin
Kurulsun masalar rakı konyak içilsin
Herkes sevdiğini alsın seçilsin
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim


2
Gesi Bağları’nda dolanıyorum
Yitirdim yarimi (anam) aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansım derdime

3
Gesi bağlarında bülbüller öter
Ateşim yanmadan (anam) tütünüm tüter
Bana bir hal olmuş ölümden beter
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

4
Gesi Bağları’nda üç ırgat işler
Sıladan geliyor (anam) şu uçan kuşlar
Anneler doğurur ele bağışlar
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli olduğumu (anam) bilmesin eller

5
Gesi Bağları’nın gülleri mavi
Ayrıldım yarimden (anam) gülemem gayri
Yardan ayrılanın böyle olur hali
Yas tutsun ellerim (anam) kına yakmayım
Kör olsun gözlerim (anam) sürme çekmeyim

6
Gesi Bağları’nda tokaştım taşa
Kardeş ekmeğini (anam) hakarlar başa
Girip çalıştığım emeğim boşa
Gel otur yanıma, hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
7
Gesi’ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya (anam) başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
8
Tıkır tıkır merdivenden inmedim
Güle güle anam yar koynuna girmedim
Cahil idim kıymetini bilmedim
Atma anam atma , beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.

9
Kuruldu kazanım harenim yoktur
Söküldü sim saçım anam örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Örtün pencereler anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.

10
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık üzerimdeki, kime neyleyim
Bir mektup gönder gönlüm eyleyim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada, anamın kuzusu.
11
Bulamadım kır atımın gemini
Süremedim anam gençliğimin demini
Ben sürmedim eller sürsün demini
Neyleyim dünyada anam yar olmayınca
Domurcuk gül iken anam koklamayınca.
12
Çattım ocağıma hürmetim yoktur
Döktüm zülfü saçı anam örenim yoktur
Anamdan babamdan gelenim yoktur
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.

13
Enginli yüksekli kayalarımız
Gam ile yoğrulu anam mayalarımız
Doğurmaz olsaydı analarımız
Neyleyim neyleyim hep alınım yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu.

14
Urganım atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik anam haller mi kaldı
Beni söymedik diller mi kaldı
Ne deyip ağlayım, anam alın yazgısı
Kader böyle imiş anam onmaz bazısı.
15
Şu görünen bahçe m’ola bağ m’ola
Şu dağın ardında yarim var m’ola
Oturup da beni yad eder m’ola
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime.
16
Sac üstünde fısır fısır bazlama
Küçük iken ciğerlerim gözleme
Ben diyorum gelir diye gözleme
Örtün pencereler, anam esmesin yeller
Dertli olduğumu anam bilmesin eller.

17
Gesi bağlarında şıvga dalım yok
Derdimi söylesem anam dinler yarim yok
Herkes güler oynar sorgu sual yok
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Yarını elinden anam alsak diyorlar.

18
Gesi’ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi
Selvi saçım sol yanıma devrildi
Ölüm olmasın da anam ayrılık olsun
Bize sebep olan anam içten vurulsun
19
Mezarımı geniş açın dar olsun
Etrafı mor sümbüllü bağ olsun
Ben ölüyom ahbaplarım sağ olsun
El kadar alınımda türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var
20
Ateş alıp ısınmadım korunda
Güle güle anam yar gezmedim kolunda
Methim gezer elalemin dilinde
Atma anam atma, beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

21
Bülbül gelmiş gül dalına konuyor
Hangi dala yuva yapsa kuruyor
Herkesin yari yanında duruyor
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

22
Bülbülüm uçtu da kafesi durur
Ne güzel ellerin (anam) babası durur
Babasız yuvada evlat mı büyür
Örtün pencereleri (anam) esmesin yeller
Dertli olduğumu (anam) bilmesin eller
23
Yazmam gül yaprağı düremem gayri
Yalnızım evlere (anam) giremem gayri
Bana bir hal oldu diyemem gayri
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
24
Gesi bağlarında kılarım namaz
Kılarım kılarım halka yaramaz
Haktan geldi bize bir ulu niyaz
Örtün pencereleri değmesin yeller
Bugün efkarlıyım gelmesin eller

25
Gesi Bağları’nın gülü olayım
Arayı arayı yari bulayım
Gül bülbülden başkasına sorayım
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim

26
Gesi Bağları’nda kamber tay olur
Anam andıkça aklım zay olur
Ayrılık dediğin birkaç ay olur
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
27
Şu dereden akan bulanık seller
Derdim içimdeki ne bilsin eller
Oturup ağlasam divane derler
Ne deyim ne ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
28
Sandıktan basmamı giyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Varıp iki elini öpesim geldi
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller

29
Tandıra et vurdum yiyesim geldi
Ciğerim anamı göresim geldi
Açıp mezarına giresim geldi
Ne deyim ağlayım hep alnımın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı

30
Gesi Bağları’nda bir top gülüm var
Hey Allah’tan korkmaz sana bana ölüm var
Ölüm varsa bu dünyada zulüm var
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime
31
Gesi Bağları’nda geçilmez yastan
Dört yanım ıslandı yağmurdan yaştan
Sağ yanım ağrıdı soluma yaslan
Hep yalan mı oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller
32
Gesi Bağları’nda açılmış güller
Derdimi söylesem deli olmuş derler
Seni sevdiğimi bilmesin eller
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim

33
Gesi bağlarında kaynar karınca
İçim kan ağlar anam yaşıtım görünce
Ben bu dertten iflah olmam ölünce
Hep yalan mı oldu anam o geçen günler
Bahçedeki ötmez oldu anam bülbüller.

34
Gesi bağlarında yiğitler gezer
Eller ne bilsin anam yüreğimi ezer
Yarim gitti hasreti beni üzer
Ben gülsem oynasam anam yasak diyorlar
Varını elinden anam alsak diyorlar.
35
Gesi bağlarının köpeği olsam
Koklayı koklayı anam anamı bulsam
Bulduğum yerde öpsem koklasam
Atma garip anam yazılara yabanlara
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana.
36
Gesi bağlarında bülbüller öter
Anamın ekmeği burnuma tüter
El kadar verseler o bana yeter
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var.

37
Gesi Bağları’nda bir oylum kaya
Düşmüşüm sevdana ne diyon bana
Bir yüzük yaptırdım yadigar sana
Takın parmağına dar mı geliyor
Gurbete gitmesi zor mu geliyor

38
Gesi Bağlarında yolun sağında
Güller çiçek mi açar yavru bağrında
Yavrusu koynunda elin yanında
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
39
Gesi Bağlarında attım urganı
Üstüme örttüler gurbet yorganı
Benim anam çifte kessin kurbanı
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazgısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
40
Gesi Bağlarında dikili taşlar
Benden selam söylen hey uçan kuşlar
Memlekette kaldı yaren yoldaşlar
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller

41
Her boyadan bir boyalı taşım var
Yaşım küçük ne belalı başım var
Feleğinen döğüşecek işim var
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı, şimdi körpe kuzum var

42
Anam kirmenini alsın eline
Tarasın yününü taksın beline
Gelsin baksın yavrusunun haline
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar
43
Başına bürünmüş el kadar astar
Asker babasını yavrular ister
Benim yarim diye yolunu gözler
Neyleyim dünyada yar olmayınca
Domurcuk gül iken koklanmayınca
44
Gesi bağlarında ötüşen kuşlar
Hayıra çıkmadı gördüğüm düşler
Yıldan yıla meyva veren ağaçlar
Devşirdim çiçeği dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete burda nem kaldı

45
Gesi bağlarında salkım söğütler
Anam yok ki versin bana öğütler
Gün görüp gidiyor benden kötüler
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu

46
Ocağımı çattım herenim yoktur
Söküldü sim saçım örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Gel otur yanıma başımın tacı
Ayrılık ekmeği zehirden acı
47
Gesi bağlarında açıldı güller
Sevdiği yanımda sefada eller
Hep bize tokandı yaramaz diller
Ben gülsem oynasam yasak diyorlar
Varını elinden alsak diyorlar
48
Arı olsam her çiçeğe konarım
Yar yitirdim yana yana ararım
Var mı benim şu Gesi’ye zararım
Atma anam atma beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

49
Gesi dedikleri bir çatal dere
Ahbaplar içinde yüreğim yara
Çok emekler verdim vefasız yere
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller

50
Yine kalaylandı sofanın taşı
Silerim silerim gitmez gözümün yaşı
Benim çektiklerim bir soysuz yası
Meğer taşa biber ekilmez imiş
Kötülerin kahrı çekilmez imiş
51
Anam beni ne hal ile doğurdu
El kapısı hamur etti yoğurdu
Gücüm yeter yetmez işler buyurdu
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katıla
52
Anam mendilimi düremiyorum
Yalnızım evlere giremiyorum
Anasız babasız duramıyorum
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu

53
Anam yok ki ağıdımı dinlesin
Babam yok ki şikayetim dinlesin
Şu cahil gönlümü kimler eylesin
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı,şimdi körpe kuzum var

54
Gesi bağlarında gülüm duruyor
Hangi dala yuva yapsam kuruyor
Bülbül bile kadersizi biliyor
Ne deyip ağlayım hep alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı
55
Yazmam gül yaprağı düremiyorum
Yalnızım evlere giremiyorum
Söktüm sim saçımı öremiyorum
Devşirdim çiçeği benim dalda ne kaldı
Gidiyom gurbete benim burda nem kaldı
56
Bellettim bağımı yemedim üzüm
Kaynattım pekmezi gelirim güzün
Garibe vermezler bir salkım üzüm
Neydeyim ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı

57
Bu yıl çiçek çoktur dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz
Benim bağrım yaz olmuş sitem götürmez
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfümü yüzüne süresim geldi

58
Yüceden kaldırın gelin ölüsü
Elmalar donatın söğüt dolusu
Bana derler kadersizin birisi
Dertli diye çağırsınlar adımı
Yazmamınan bağlasınlar başımı
59
Yazmam gül yaprağı karanfil irenk
Aksine vuruyor devran-ı felek
Gesi bağlarında Leyla diyerek
Ah neyleyim şu alnımın yazısı
Onmaz imiş güzellerin bazısı
60
Bana gül diyorlar neme güleyim
Ayrılık serime düştü neyleyim
Anamdan doğalı ben de böyleyim
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Gülemem ağlarım ah çekerim gezerim

61
Çırpını çırpını yuvadan uçtum
Ağlayı ağlayı bu hale düştüm
Getirin anamı babamdan geçtim
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş dünyada, anamın kuzusu

62
Çıra yanmayınca ceviz mi kavlar
Ciğer yanmayınca gözler mi ağlar
Oturum ağlasam divane derler
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
63
Gesi bağlarının yılanı olsam
Dolanı dolanı yanına varsam
Uyusam uyansam derdime yansam
Hep yalan oldu o geçen günler
Bahçede ötmez oldu bülbüller
64
Gesi bağlarını gördün mü bilmem
Toprağına bağdaş kurdun mu bilmem
Gizli sırlarıma erdin mi bilmem
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmeyen ben o yari neyleyim

65
Gesi bağlarından geçemiyorum
Az doldur kadehi içemiyorum
Anamdan babamdan geçemiyorum
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan içten vurulsun

66
Gesi’ye giderken yolun sağında
Güller açmış nazlı yarin bağında
Yeni değmiş on üç on dört çağında
Gel otur yanıma boyu posu güzelim
Dost düşman yanında güler oynar gezerim
67
Gesi’ye giderken yolum ayrıldı
Bindim arabaya başım çevrildi
Siyah saçım sağ yanıma devrildi
Eğil dağlar eğil yari göresim geldi
Siyah zülfünü yüzüme süresim geldi
68
Eşik arasında fenerim yitti
Feleğin ettiği gücüme gitti
Bana ettiğini kimlere etti
Atma garip anam beni dağlar ardına
Kimseler yanmasın anam yansın derdime

69
Ellerin mektubu gelir okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Bugün posta günü canım sıkılır
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana

70
Evereğin bayırına düzüne
Döndüm baktım karlar yağmış izime
Uyma dedim uydun eller sözüne
Sağ olanlar bir gün olur kavuşur
Küs olanlar bir gün gelir barışır
71
Gesi’nin etrafı tozlu yol m’ola
Salını salını gelen yar m’ola
Urgan atsam ölsem ölüm zor m’ola
Şimdi ben anladım onmadığımı
Daha çilelerimin dolmadığını
72
Gesi’nin evleri kemer kemerdir
Derdim içimde küme kümedir
Ağlamak dururken gülmek nemedir
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller

73
Söktüm sim saçımı örenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Ağlasam sızlasam görenim yoktur
Doğurmaz olsaydın anam başım belalı
Bir murat almadım anamdan doğalı

74
Salkım söğüt gibi dallarım yerde
Gözlerim gözlerim gözlerim yolda
Götürün anama evleri nerde
Gurbet elde neler geldi başıma
Anam yok ki şu derdime katlana
75
Şu dağlara çıksam yolu arasam
Mendilim elimde döne döne ağlasam
Anam yok ki ben derdimi söylesem
Ne deyim ağlayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
76
Tel tel olur Kayseri’nin ovası
Yüzüne bakmadım karın doyası
Taze olur evlilerin boyası
Ne deyip ağlayım alın yazısı
Gülüp oynamıyor gelinlerin bazısı

77
Yüce dağ başına gelmesin eller
Bu gün efkarlıyım açmasın güller
Diz dize gelip de döktüğüm diller
Ne deyip ağlayım bu böyle olmaz
Kulların başına gelmedik kalmaz

78
Gesi bağlarından indi bir firek
Bu mektubu yazan dertli bir yürek
Gönderin anamı o bana gerek
Yaz yaz mektubu postaya bırak
Varamam yanına yollar pek ırak
79
Gesi’ye gidenin bağrı taş gerek
Atı saltanatlı bir kardeş gerek
Ağlamak dururken gülmek ne gerek
Yas tutsun ellerim kına yakmayım
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim
80
Sofraya oturdum gelin kız gibi
Gözüme bakarlar imkansız gibi
Ortadaki yemek acı tuz gibi
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

81
Güğümlere su doldurdum ılımış
Benim kader ilk akşamdan uyumuş
Ne yapayım dostlar yazım bu imiş
Örtün pencereleri esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller

82
Gesi bağlarını belleyen olsa
Şu cahil gönlümü eğleyen olsa
Beni de anama yollayan olsa
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
83
Gesi bağlarında kaynar kum idim
Ben eller içinde yanan mum idim
Ibdı Allah, sonra senden umudum
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim
84
Merdivenden tıkır tıkır inerken
Yazması boynuma dolanır severken
Uyumuşum ak gerdandan emerken
Örtün pencereler değmesin yeller
Bu gün efkarlıyım gelmesin eller

85
Gesi bağlarında has nane biter
Bana bir hal oldu ölümden beter
Sevdiğim ettiğin canıma yeter
Yaz yaz mektubunu postaya bırak
Varamam yanına, yollar çok ırak

86
Gül koymuşlar menekşenin adını
Almadım dünyadan ben muradımı
Ben ölürsem dertli koyun adımı
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin beni köyümüzdeki çobana
87
Bu nasıl tecelli bu nasıl kader
Derdim içimdedir ne bilsin eller
Oturup ağlasam deli mi derler
Neyleyim, neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu
88
Gesi bağlarında gül ile çayır
Ana ben ölüyom başını çevir
Kaynanam imansız, güveyin gavur
Ne diyeyim ağlayayım alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı

89
Elimi atmadık dallar mı kaldı
Başıma gelmedik haller mi kaldı
Beni söylemedik diller mi kaldı
El kadar alnımda türlü türlü yazım var
Evvel bir başımdı şimdi körpe kuzum var

90
Gesi bağlarında gül ile susam
Tecellisi olmaz yerine küsen
Candan kimsem yok derdimi desem
El kadar alnımda türlü yazım var
Evvel yalnızdım şimdi kuzum var
91
Anam yok ki diye diye ağlasın
Babam yok ki kuşağımı bağlasın
Kardeş yok ki salacamda baş tutsun
Atma garip anam yazılara yabana
Keşke verseydin köyümüzdeki çobana
92
Bülbüle su verdim altın tasınan
Yolunu beklerim bir hevesinen
Günlerim geçiyor ah u zarınan
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller

93
Gesi bağlarında gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
Cennetin köşkünde duramam sensiz
Ölüm olmasın da ayrılık olsun
Bize sebep olan Allah’tan bulsun

94
Gesi bağlarında bir tarla nohut
Anam ben ölüyom bir yasin okut
Küçük kardeşimi yarime büyüt
Örtün pencereler esmesin yeller
Dertli olduğumu bilmesin eller
95
Dağdan yuvarlandı kayalarımız
Gam ile yoğruldu mayalarımız
N’ola taş doğuraydı analarımız
Ne deyim ağlayım hep alın yazısı
Kader böyle imiş onmaz bazısı
96
Kuruldu kanadım kefenim yoktur
Kapıdan içeri girenim yoktur
Gurbette anamın haberi yoktur
Beklerim yolunu gelene kadar
Çekerim derdini ölene kadar

97
Kütür kütür kırdın felek dalımı
Kimselere diyemiyom halimi
Ben sana ne yaptım Allah’ın zalimi
Neyleyim neyleyim hep alnımın yazısı
Gülmemiş bu dünyada anamın kuzusu

98
Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Eğil dağlar eğil gülleriniz açtı mı
Benim sevdiceğim burdan geçti mi
99
Yağmur yağar ince elek tülbentten
Kurtar Allah beni gayri gurbetten
Ölmeyince kurtuluş yok bu dertten
Yol ver dağlar ben gideyim sılama
Sılam zümrüt yeşili buna nasıl dayana
100
Gesi bağlarında bir top gül idim
Yağmur yağdı güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevdiceği ben idim
Gel otur yanıma hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

Gesi Bağları Türküsü, S.Burhanettin Akbaş-Mehmet Özet, Kayseri, 2001

Kaynak: http://burhanettinakbas.blogspot.com.tr/?q=gesi

 

ÜNLÜ KARİKATÜRLER

Biraz eğlenmek ve güzel gülümseyişler için 

hemen tıklayın.

YÖNETİCİYE MESAJ

Mail göndermek için tıklayın.